1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Tarımda Savaşın Gölgesindeki Küresel Kriz

Tarımda Savaşın Gölgesindeki Küresel Kriz

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Selışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemde dünyada artan bölgesel çatışmaların en çok etkilediği sektörlerden birinin tarım olduğunu vurguladı. Tarımsal politikaların, bu çatışmalar, iklim krizi ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle birçok ülke tarafından korumacı bir tavırla şekillendiğine dikkat çeken Selışık, “Son dönemdeki bu gelişmeler, gıda arz güvenliğini tehdit ediyor. FAO olarak, küresel gıda ticaretinin adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olması gerektiğini savunuyoruz. Gıda güvenliği açısından küçük çiftçilerin korunması ve ekonomik-ekolojik sürdürülebilirlik kriterlerinin göz önünde bulundurulması önemlidir,” dedi.

Savaş ve Gerilimlerin Etkisi

Selışık, küresel tarım ve gıda tedarik zincirinin karmaşık bir ağ olduğunu ifade ederek, bu zincirdeki kopmaların özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda güvenliği risklerini artıracağına dikkat çekti. Örneğin, Rusya-Ukrayna Savaşı ve korumacı politikalar yüzünden buğday ve gübre gibi temel tarım girdilerine erişimin zorlaştığını belirten Selışık, bunun sonucunda küresel enflasyonun tetiklendiğini söyledi. “50’den fazla ülke, buğday ihtiyacının yüzde 30’unu aşan bir oranda Rusya ve Ukrayna’ya bağımlıdır. Ayrıca, Rusya, küresel gübre üretiminin yüzde 14’ünü karşılamakta ve birçok Avrupa ülkesi gübre arzının yüzde 50’sinde bu ülkeye bağımlıdır,” diye ekledi.

Çin’in dünya nüfusunun yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken, küresel gıda üretiminin yüzde 25’ini sağladığını belirten Selışık, bu durumun, Çin’de meydana gelen herhangi bir problemin tüm dünyayı etkileyebileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Kovid-19 salgını döneminde de tedarik zincirinin zorlandığını hatırlatan Selışık, FAO olarak ihracat engellerinin kaldırılması gerektiği görüşünü savunduklarını aktardı.

“Türkiye, Komşu Ülkeler İçin Kritik Rol Üstleniyor”

Selışık, Türkiye’nin tarım ve gıda üretiminde önemli bir ekonomik güç olduğunu vurguladı. Türkiye’nin un pazarının yüzde 23’ünü elinde bulundurduğunu ve makarna üretiminde dünyada ikinci sırada yer aldığını aktaran Selışık, zeytin ve fındık gibi ürünlerde ise lider ülkelerden biri olduğunu söyledi. Ancak Türkiye’nin un ve makarna endüstrisi için buğday ithalatına ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti. Selışık, Türkiye’nin gıda güvenliği açısından şu an için herhangi bir risk taşımadığını; fakat ham maddede küresel sisteme bağlı olduğu için ihraç yasaklarından etkilenebileceğini vurguladı.

Son olarak, Selışık, Türkiye’nin sahip olduğu güçlü tarımsal potansiyel ve ürün çeşitliliği sayesinde yalnızca kendi gıda güvenliğini değil, aynı zamanda Irak ve Suriye gibi komşu ülkeler için de kritik bir rol üstlenmekte olduğunu belirtti. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel gıda güvenliği açısından öneminin altını çizen bir diğer unsur olmuştur.

Tarımda Savaşın Gölgesindeki Küresel Kriz
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Agora Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!