İzmir’de, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla patlak veren protestolar çerçevesinde, insan hakları ihlallerine yönelik bir eylem gerçekleştirildi. Bu eyleme katılan kadınlar, başta İstanbul’da gündeme gelen çıplak arama, cinsel taciz ve şiddet iddialarına karşı seslerini yükseltti. Üzerinde yaşandığı iddia edilen hak ihlalleri için büyük bir kalabalık bir araya gelerek bu durumu protesto etti.
Protesto etkinliği, İzmir’in Alsancak semtinde bulunan Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandılar. Burada bir oturma eylemi gerçekleştiren kadınlar, çeşitli taleplerin yer aldığı bir basın açıklaması yaptı.
19 Mart’tan bu yana sokaklardayız, direnişteyiz
Yapılan basın açıklamasında, eylemlere yönelik olarak polisin ayrıca biber gazı, portakal gazı ve plastik mermiler gibi kimyasal silahlar kullanarak, direnişçilere karşı sistematik bir şiddet uyguladığını belirttiler. Haksız gözaltılara ve gözaltında yapılan şiddet uygulamalarına dikkat çekerek, “Tutuklanan arkadaşlarımıza su, temiz gıda ve temel hijyen maddeleri erişimi engelleniyor” dediler. Haftalarca süren mücadelelerinin sonucunda 19 Mart’tan bu yana sokaklarda bulunduklarını, dayanışmalarının devam edeceğini vurguladılar ve “Baskılar bizi yıldıramaz” ifadesini kullandılar.
Haklarımızdan vazgeçmiyoruz
Ayrıca, gözaltına alınan arkadaşlarına uygulanan işkenceleri sürekli takip ettiklerini, özellikle kadınlara karşı çıplak arama gibi işkencelerin yanı sıra sözlü ve fiziksel cinsel tacizlerin yaşandığını da aktardılar. Bu tür uygulamaların, devletin toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+ hakları konusundaki geri adımlarının bir uzantısı olduğunu ifade ettiler. İzlenen politikaların, kadınları ve lubunyaları hedef aldığını, devlete karşı kimliklerinden ve haklarından vazgeçmeyeceklerini öne sürdüler.
Protesto sırasında, “Çıplak arama işkencedir” ve “Gözaltında cinsel saldırıya uğrayan kadınları her gün konuşacağız” şeklinde sloganlar atıldı. Bu ifadelerin suç olarak gündeme gelmesi ve eylemcilerin gözaltına alınması, bu durumun kabul edilemez olduğunun altını çizen kadınların sözlerini daha da anlamlı kıldı. Ayrıca, dikkat çekmek istedikleri diğer bir nokta, avukatlarının hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmasıydı. Katılımcılar, “Devletin bu baskı ve işkence politikalarını yıllardır tanıyoruz” diyerek seslerini yükselttiler.
Devlet yetkililerinin gözaltında işkenceleri ve cinsel şiddeti savunma çabalarının kabul edilemez olduğunu da belirttiler. Kamuoyunda bu tür uygulamaların rutin bir uygulama olarak algılanmasının geçersiz olduğunu vurguladılar. Çünkü onları rahatsız eden durumlar, kötü muamele ve cinsel şiddet tehdidi, birer insan hakkı ihlali olarak tanımlandı. Bu konuda hak savunucuları olarak, cinsel şiddete uğrayanların, çıplak aramadan geçenlerin ve faillerin yargılanmasını talep ettiklerini belirttiler.
Sonuç olarak, İzmir’deki bu protesto, sadece izlenecek yolu değil, aynı zamanda kadın ve LGBTİ+ haklarının korunması adına kararlılıklarını da gösterdi. Devlete ve toplumda bu tür ihlallere karşı mücadele eden kadınlar, sokaklarda kalmaya ve dayanışma içinde olmaya devam edeceklerini duyurdular.