1. Haberler
  2. EKONOMİ
  3. Jeopolitik Gerginlikler Temiz Enerji Geçişini Hızlandırıyor

Jeopolitik Gerginlikler Temiz Enerji Geçişini Hızlandırıyor

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), enerji analizi ve öngörüleri konusundaki en saygın küresel kaynak olarak kabul edilen Dünya Enerji Görünümü (WEO) raporunu bu yıl yayımladı.

Bu rapor, artan jeopolitik belirsizlikler, yeni teknolojiler, temiz enerji dönüşümü ve iklim değişikliğinin enerji güvenliği üzerindeki etkilerini ele alırken, mevcut jeopolitik gerilimlerin, enerji güvenliği ile sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel çabalar için önemli riskler oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Rapora göre, jeopolitik gerginlikler, küresel enerji sisteminde mevcut olan kırılganlıkları gözler önüne sererek temiz enerjiye daha hızlı geçiş gerekliliğini işaret ediyor.

Hükümetlerin mevcut politikaları temel alındığında hazırlanan senaryoya dayanarak, küresel enerji pazarının, 2020’lerin ortalarından itibaren petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzında aşırılık yaşarken, özellikle güneş enerjisi ve bataryalar gibi kritik temiz enerji teknolojilerinde büyük üretim kapasiteleri göreceği öngörülüyor.

Düşük emisyonlu enerji kaynaklarının, 2030’dan önce dünya elektriği talebinin yarısından fazlasını üretmesi beklenirken, kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların talebinin 2030’un sonlarına doğru zirveye ulaşması ve ardından azalmaya başlaması umuluyor.

Dünya elektrik talebine “her yıl bir Japonya” ekleniyor

Temiz enerji teknolojilerinin gözle görülür bir hızda gelişmesine karşın, bu büyümenin farklılık gösterdiği birçok alan mevcut.

Küresel elektrik talebinin son on yılda enerji talebinin iki katı büyümesiyle birlikte, dünya elektrik talebinde her yıl Japonya’nın talebine eşit bir artış gözlemleniyor; bu durum “yeni ve daha elektrikli bir enerji sisteminin temellerinin” attığını gösteriyor.

Temiz enerji büyümeye devam ederken, artan talebin bu kaynaklarla karşılanabilmesi için özellikle elektrik şebekeleri ve depolama alanlarında yatırımların hızla artması kritik önem taşıyor. Elektrik sektörünün güvenli bir şekilde karbonsuzlaşması için yenilenebilir yatırımlar ile şebeke ve batarya yatırımlarının dengeli bir şekilde ilerlemesi gerekmektedir.

IEA, temiz enerji dönüşümünde artan bir hız olmasına rağmen, dünyanın net sıfır emisyon hedeflerine uyumlu bir yol haritasından oldukça uzak olduğunu belirtiyor. Mevcut politikalar, küresel karbondioksit emisyonlarının kısa zaman içinde zirve yapmasını sağlasa da, bu düşüşün yetersiz olması durumunda 2100 yılına kadar küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalaması olan 2,4 dereceyi aşma riski bulunuyor. Bu durum ise Paris Anlaşması’ndaki 1,5 derece hedefinin aşılmasına neden olabilir.

“Elektrik çağı gelecekteki küresel enerji sistemini tanımlayacak”

IEA Başkanı Fatih Birol, raporla ilgili yorumunda, 2025 yılı itibarıyla jeopolitik gerginliklerin seyrine göre daha fazla petrol ve doğal gaz arzının olabileceği bir enerji dünyasının ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Birol, bu çerçevede şu ifadeleri kullandı:

“Bu durum, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir etki yaratıyor ve fiyat artışlarından etkilenen tüketicilere bir nebze de olsa rahatlık sağlamaktadır. Fiyat baskıları nedeniyle oluşan bu boşluk, politika yapıcıların temiz enerji yatırımlarını artırma ve verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarını kaldırma fırsatı yaratabilir. Bu durum, hükümet politikaları ile tüketici tercihleri arasındaki ilişkinin enerji sektörünün geleceği ve iklim değişikliği ile mücadelede büyük etkileri olacağı anlamına geliyor.”

Önceki WEO raporlarında küresel enerji sisteminin geleceğinin elektriğe dayalı olduğunu belirttiklerini hatırlatan Birol, “Şimdi bu durum herkes tarafından açıkça görülüyor. Enerji tarihimizde kömür çağı ve petrol çağını yaşadık; artık hızla elektrik çağına ilerliyoruz. Bu çağ, gelecekteki küresel enerji sistemini belirleyecek ve giderek daha fazla temiz elektrik kaynaklarına dayanan bir yapı olacaktır.” diye değerlendirdi.

Küresel enerji trendlerinden birçoğunda olduğu gibi, Çin’in de bu eğilimlerin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Birol, yatırım, fosil yakıt talebi, elektrik tüketimi, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve temiz teknolojiler konusunda “neredeyse her enerji hikayesinin arkasında bir Çin öyküsü” bulunduğunu dile getirdi.

“Benzin fiyatına değil, elektriğin kilovatsaat fiyatına dikkat edeceğiz”

IEA’nın Baş Enerji Ekonomisti ve WEO’nun baş yazarlarından Tim Gould, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geleneksel petrol ve gaz arzını tehdit eden risklerin enerji güvenliği için kritik olduğunu belirtti. Orta Doğu’da artan çatışmaların, bölgedeki gaz ve petrol üreticileri için küresel arz açısından işlek olduğunu ifade etti.

Geleneksel unsurların yanı sıra, elektrik sektöründeki zorlukların temiz enerji tedarik zincirlerinin güvenliği ve dayanıklılığı açısından da önemli olduğunu vurgulayan Gould, şunları kaydetti:

“Artan enerji ihtiyacımızın giderek daha büyük bir bölümü yalnızca elektrikle karşılanıyor. Küresel elektrik talebine her yıl bir Japonya büyüklüğünde bir artış ekliyoruz. Bunun sebepleri, elektriğin modern yaşamlarımızda merkezî bir yere sahip olması ve geçmişte fosil yakıtlarla karşılanan birçok ihtiyacın artık elektrikle giderilmesi. Ayrıca, yapay zekanın artan kullanımıyla birlikte veri merkezlerinin elektrik talebinde de bir artış olduğunu görmekteyiz.”

Gould, bu temel üzerinde elektriğin merkezde yer aldığı yeni bir enerji sisteminin şekillendiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle gelecekteki enerji sisteminin belirleyici özelliği olan yeni bir elektrik çağına işaret ediyoruz. Elektrik, emisyonları azaltmamıza yardımcı olacak şekilde temiz enerji teknolojilerinden üretilmelidir. Gelecekte tüketici olarak enerjinin en önemli unsuru elektrik faturalarımız olacaktır. Enerji sistemine baktığımızda, en çok önemseyeceğimiz veriler, petrolün varil fiyatı veya benzin istasyonlarındaki fiyatlar değil, evde elektrik için kilovatsaat başına ödediğimiz miktar olacaktır. Bu, tüketicilerin dikkate alması gereken en kritik veri noktasıdır.”

“Elektrik, ulaşım sektöründe petrole meydan okumaya başlamaktadır”

Dünyada elektrifikasyonun en hızlı şekilde bina sektöründe gerçekleştirildiğini bildiren Gould, ulaşım sektöründeki ilerlemenin ise en az seviyede olduğunu belirtti.

Gould, petrol tüketiminin ulaşım sektörü için hala yüksek olduğuna dikkat çekerek, “Fakat elektriğin petrole meydan okumaya başladığını gözlemliyoruz. Bu durumun Çin’de çarpıcı bir örneği var. Son veriler, Çin’deki yeni araç satışlarının yarısının elektrikli olduğunu gösteriyor. Bu, birkaç yıl öncesine kıyasla gerçekten büyük bir değişim ve bu durum petrol piyasalarını şimdiden etkilemeye başladı.” dedi.

Öte yandan, demir, çelik, alüminyum ve çimento gibi sektörlerde elektrifikasyonun hız kazanması için çeşitli teknoloji setlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Gould, şebeke ve depolama altyapısında da hızlı bir gelişim gerekeceğinin altını çizdi.

Jeopolitik Gerginlikler Temiz Enerji Geçişini Hızlandırıyor
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Agora Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!