Siyonizm karşıtı bir aktivist olan Eitan Bronstein Aparicio, İsrail’in apartheid rejiminin bir gün sona ereceğine inandığını belirtti ve Filistin’in özgürleşmesiyle birlikte geri ülkesine dönmeyi umduğunu ifade etti. Türkiye’nin ticaret konusundaki kısıtlamalarının diğer ülkeler için bir model oluşturması gerektiğini de ekledi.
Eitan Bronstein Aparicio, Siyonizm karşıtı bir aktivist olarak, İsrail’in apartheid rejiminin nihayetinde çökeceğine inandığını söyledi. https://t.co/w1SVsuW6gj pic.twitter.com/6y1EzqsxDZ
— Anadolu Ajansı (@anadoluajansi) 15 Ekim 2024
Aparicio, 1960 yılında Arjantin’de doğmuş ve beş yaşında ailesiyle birlikte İsrail’e göç etmiştir.
İsrail ordusundaki zorunlu askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, Lübnan ve Batı Şeria’da yedek askeri görev yapmayı reddeden Aparicio, beş yıl önce siyonist rejim altında daha fazla yaşamayı istemediği için ailesiyle Brüksel’e yerleşmeye karar vermiştir.
Brüksel’de “Belçika Siyonizm karşıtı Yahudiler Birliği” (Anti-Zionist Jewish Alliance in Belgium) çatısı altında çalışmaktadır.
Avrupa Birliği (AB) personelinin Gazze’deki İsrail saldırılarının birinci yıl dönümünü protesto amacıyla düzenlediği bir eyleme katılan Aparicio, AB Komisyonu binası önünde, ülkesinin bir soykırım devleti haline geldiğini ifade eden bir konuşma gerçekleştirmiştir.
Aparicio, “Nekbe: İsrail’i Sömürgecilikten Kurtarma Mücadelesi” isimli kitabın yazarıdır ve Anadolu Ajansı muhabirine görüşlerini iletmiştir.
Aparicio, aktivist olma sürecini şu şekilde anlattı:
“Temel sorunun siyonizm olduğunu fark ettiğimde, bu durumun bir Yahudi ulus devleti projesine dönüştüğünü ve bu durumu aşmadan Filistin ve İsrail’de herkes için barış ve adaletin sağlanamayacağını anlamış oldum. Dolayısıyla, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakları üzerine çalışmaya başladım.”
Aparicio, “İsrail’in bir gün politik olarak çökeceğine inanıyorum.” diyerek düşüncelerini sürdürdü:
“İsrail, diğer sömürgeci rejimler veya apartheid rejimleri gibi. Güney Afrika’da onlarca yıl süren bir apartheid rejimi vardı. Aynı gün kuruldu ve sonunda çöktü. Bunda uluslararası baskı, büyük boykotlar ve dünya genelinden yapılan etkili yaptırımların rolü büyük.”
Aparicio, apartheid rejimi çöktüğünde İsraillilerin büyük çoğunluğunun sömürgeci bir zihniyete sahip olduğu için Filistinlilerle eşit şartlarda yaşamayı istemeyeceğini düşündüğünü dile getirerek, “Gerçekten umuyorum ki, orada Filistinlilerle bir arada yaşayacak kişiler olacak. Eşimle birlikte, Filistin özgür olduğunda geri dönecek sözü verdik.” ifadelerini kullandı.
“Tek çare uluslararası baskı”
Aparicio, “Bence şu anda tek çare uluslararası baskı.” düşüncesini savunarak, bu konuda tüm ülkelerin, Birleşmiş Milletler (BM) alt organlarının ve AB ülkelerinin yaptırım ve silah ambargolarına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Aparicio, Türkiye’nin İsrail ile ticaret kısıtlamalarını gündeme getirerek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı şey çok kıymetli. İsrail ile ticareti tamamen boykot etmek. Biliyorum ki, bu İsrail’de güçlü bir yaptırım etkisi yaratıyor. İnsanlarla konuştuğumda bunu duyuyorum ve okuduğum haberlere göre, İsrail pazarında ciddi sorunlara yol açıyor. Bu nedenle, bu ekonomik yaptırımları hayata geçiren daha fazla ülkenin olmasını umuyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Aparicio, “Her yerde ve her seviyede yaptırımlar çok önemli. Çünkü sadece baskı, İsrail’i durdurabilir.” dedi.
Batı’nın durumu: “Irkçılığın bir parçası”
Aparicio, Batılı ülkelerin Yahudi soykırımı dolayısıyla tarihi bir sorumluluk taşıdığını ancak bunun yanlış bir şekilde yorumlandığını savundu. “Bir daha asla Nazi rejimi gibi ırkçı bir devlet olmamalı” yerine, güçlü bir Yahudi devletinin kurulması gerektiğine dair bir ders çıkardıklarını söyledi.
Aparicio, AB’nin İsrail’in en büyük ticaret ortağı olduğuna dikkat çekerek, Ukrayna’ya yönelik saldırılar karşısında Rusya‘ya uygulanan yaptırımlarla, İsrail’in Gazze’deki eylemleri arasındaki tablonun karşılaştırılamayacak kadar farklı olduğunu belirtti.
Ancak buna rağmen AB’nin İsrail konusundaki sessizliğine vurgu yaparak, “Bu durumun ırkçılığın bir parçası olduğuna inanıyorum. Hem İsrail’de hem de AB’de, Filistinlilerin yaşamları, İsraillilerin, Yahudilerin ve beyaz Avrupalıların yaşamlarından çok daha az değerli.” diye ekledi.
“İsrail, tüm dünyanın gözleri önünde bir soykırım gerçekleştiriyor”
Aparicio, 7 Ekim’deki Hamas saldırısının İsrail için büyük bir yenilgi anlamına geldiğini belirtti ve şunları dile getirdi:
“Son günlerdeki gelişmeleri iki ana unsura bağlı olarak değerlendiriyorum. Birincisi yenilgi, diğeri ise İsrail toplumunun giderek daha faşist ve aşırı sağcı hale gelmesi. Bu durum, İsrail ordusu ve hükümetinin Filistinlilerden intikam almalarına yol açan bir kombinasyon oluşturuyor. Burada mesele, Hamas’ı ortadan kaldırmak değil. İsrailliler, Hamas’ın tamamen yok edilemeyeceğini başından beri biliyordu. Hamas, toplumun içinde yer edinmiş önemli bir hareket ve parti. Dolayısıyla burada büyük bir katliama dönüşen intikam alma çabası sürüyor. Gerçekte, İsrail tüm dünyanın izlediği bir soykırım gerçekleştiriyor.”
Aparicio, bir yıldır süren soykırımın yalnızca İsrail’den ibaret olmadığını ifade ederek, “İsrailliler sadece rakamların farkında. Bombalanmış insanlar, korkudan titreyen bebekler ve plastik torbalardaki cesetler gibi korkunç manzaraları görmüş değiller.” diyerek düşüncelerini aktardı.
“Bu korkunç katliamın bizim adımıza yapıldığını bilmek yıkıcı”
Aparicio, hükümet politikalarını desteklemeyen, Filistinlilerin haklarını savunan ve siyonizm karşıtı olan Yahudiler için yaşanan soykırımın son derece üzücü olduğunu belirtti. “Bu korkunç katliamın kendi adımıza yapıldığını görmek gerçekten yıkıcı. Her gün bunun Yahudi halkı için uygulandığını duyuyoruz. Bu durum suçu iki katına çıkarıyor. Bir ulusu katletmekle kalmıyorlar, bunu kendi halklarının, dünya üzerindeki Yahudilerin yararına olduğunu iddia ediyorlar. ‘Bunu İsrail için yapıyoruz’ demek yerine, ‘Bunu tüm Yahudiler için yapıyoruz’ diyorlar. Böylelikle dünyadaki birçok kişi, bu eylemlerin Yahudiler adına yapıldığı yanılsına kapılıyor. Bu durum korkunç ve biz bu konuda derin endişeliyiz.”