Prof. Dr. Karlıkaya, Trakya Üniversitesi tarafından düzenlenen “İklim Krizi ve Edirne Sempozyumu” adlı etkinlikte, iklim değişikliğinin insanların sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dair önemli bir sunum gerçekleştirdi. Sempozyum, iklim krizinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda derin bir sağlık krizi olduğunun altını çizdi.
Karlıkaya, iklim krizinin sadece yetişkinleri değil, anne karnındaki bebeklerden yaşlı bireylere kadar tüm bireyleri ruhsal, sosyal ve fiziksel açıdan olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Bu durum, iklim değişikliğinin insanların yaşam kalitesini ve uzun ömürlülüğünü derinden etkileyen bir etken olduğunu ortaya koyuyor.
Bunun yanı sıra, Karlıkaya, dünya genelinde büyük oranda fosil yakıtların kullanıldığına ve bu durumun küresel hava kirliliğine ve sera gazı emisyonlarına neden olan ana faktörlerden biri olduğuna dikkat çekti. İklim değişikliği ve hava kirliliğinin, özellikle solunum yolu hastalıklarının artışında büyük etkisi olduğunu vurguladı. Karlıkaya, “Küresel olarak insanların yüzde 99’u artık zehirli hava soluyor ve hava kirliliği şu anda dünya genelinde her dokuz ölümden birinin sebebi. Yılda hava kirliliği nedeniyle 7 milyon insan hayatını kaybetmekte ve bu durum kalp hastalığı, felç gibi ciddi sağlık sorunlarını da şiddetlendirmektedir.” şeklinde konuştu.
Ayrıca, annelerin hamilelik döneminde maruz kaldıkları hava kirliliğinin, bebeklerin büyüme ve gelişmesine olumsuz etki yaptığını, bununla birlikte kanser, diyabet, bilişsel bozukluklar ve nörolojik hastalık risklerini artırdığını da vurguladı. Karlıkaya, iklim değişikliğinin neden olduğu doğal afetlerin, sel, kuraklık ve kasırgaların dünya genelinde birçok can kaybına yol açtığını sözlerine ekledi. Bu durum, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insan sağlığını tehdit eden ciddi bir kriz olduğunun altını çizmektedir.
Sonuç olarak, Prof. Dr. Karlıkaya’nın sunumu, iklim değişikliğinin getirdiği risklerin daha iyi anlaşılması ve bu konuda etkin önlemler alınması gerektiğine dair güçlü bir çağrıda bulundu. İklim kriziyle mücadele etmek için sağlık, çevre ve toplumun birleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiği ortaya kondu. Gelecek nesillerin sağlıklarını korumak için acil adımlar atılmasının önemi bir kez daha vurgulandı.