Safedi ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AK Parti’nin Genel Merkezi’nde düzenlediği “Filistin’in Geleceği Konferansı”na katılım gösterdi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay’ın yönettiği “Küresel Diplomasi ve Filistin’in Geleceği” başlıklı ilk oturumda konuşan Safedi, Kudüs’teki kutsal mekanların korunmasında kendi ülkelerinin de üzerine düşen sorumluluğu olduğunu ifade ederek, “Hristiyanların, Arapların ve Müslümanların haklarının güvence altına alınması, buradaki mevcut durumun sürdürülebilirliği için çok kritik öneme sahiptir. Biz, şiddetin sona ermesini talep ediyoruz.” şeklinde açıklamada bulundu.
Safedi, “İsrail, bu kutsal alanlara yönelik saldırılarına devam ederse, bu durum yalnızca bölgesel bir çatışma değil, çok daha büyük bir savaşa dönüşebilir ve bunun sonuçları herkes için sıkıntı yaratacaktır. Buralardaki kutsal yerlerin korunması acil bir ihtiyaçtır. Tüm dünyanın bilmesi gereken şey, eğer ateş bu bölgelere sıçrarsa, bu durum tüm bölgeyi etkileyecektir” diyerek bunun Müslümanlar için hayati bir konu olduğunu vurguladı.
İsrail’in bu sınırları aşmaması gerektiğini belirten Safedi, “Aşarsa, sonuçları katlanılmaz hale gelebilir.” dedi.
Safedi, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay’ın moderatörlüğündeki “Küresel Diplomasi ve Filistin’in Geleceği” oturumunda Hakan Fidan ile birlikte konuşmacı olarak yer aldı.
Türkiye ve Ürdün’ün tarihi bağları nedeniyle güçlü ilişkilere sahip olduğunu vurgulayan Safedi, Filistin’in geleceği hakkında, “Filistin’in geleceği özgürlük, bağımsızlık, egemenlik ve devlet esas alınarak şekillenmelidir.” dedi. Filistinlilerin ulusları olmayan bir devletle asla bölgede huzur, güvenlik ve istikrarın sağlanamayacağını ifade etti.
“İsrail temas kurmuyor, Gazze’yi yıktı, şimdi Lübnan’a saldırmaya hazırlanıyor”
İsrail’in, Filistinlilerin devlet taleplerini ve onurlarını göz ardı ettiğini dile getiren Safedi şunları açıkladı:
“Eğer kalıcı bir barış istiyorsak, tüm bölge halklarının kabul edeceği ve kucaklayacağı adaletli bir barışa ihtiyaç vardır; başka bir çözüm yolu yoktur. Başka türlü bir barış sağlamak mümkün değildir.”
Safedi, “İsrail son bir yıl içinde yalnızca yıkım gerçekleştirdi. Şu anda Gazze’yi sona erdirip Lübnan’a saldırma peşinde.” şeklinde konuşarak şu anki durumu eleştirdi.
İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren Gazze’yi yıktığını ve şimdi Batı Şeria’da yeni bir çatışma başlatma çabası içinde olduğunu belirten Safedi, son 10 yılda Batı Şeria’daki baskılarının arttığını, 7 Ekim öncesinde daha fazla toprak ele geçirerek bu bölgeleri yerleşimcilerin kullanımına açtığını da ifade etti.
Safedi, İsrailli yetkililerin “Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme haklarının olmadığını” net bir şekilde ifade ettiklerini kaydetti.
“Eğer dünya bu durumu görmezse, bölgedeki çatışma daha da kötüleşecek, bir dipsiz kuyu haline gelecektir.” diyen Safedi, Ürdün’ün bölgedeki kalıcı barış arzusunu yineleyerek, “İşgal sona ermeden ve Filistinlilerin özgürlük ve devlet hakları tanınmadan buralara barış gelmeyecek, bunun bilincindeyiz.” ifadelerini kullandı.
Öncelikli olarak İsrail’in saldırılarının durdurulması gerektiğini vurgulayan Safedi, savaş sürdüğü sürece barış umudunun kaybolacağını belirtti.
Safedi, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Gazzeli halkın gıda, içme suyu ve temel malzemelere erişimi sağlanmalı. İsrail bunu engellemektedir ve bu bir savaş suçudur. O zamandan bu yana, hastaneleri, okulları ve sığınakları bombalamaktadır.”
Birçok ülkenin İsrail’in kuşatmayı ve izolasyonu sona erdirmesi için baskı yapmasına rağmen bunun sonuç vermediğini belirten Safedi, “Uluslararası toplum her zaman İsrail’e dokunulmazlık sağlamaktadır ve bu durum devam ettikçe, İsrail bu yıkımlara devam edecektir.” dedi.
Safedi, İsrail’in siyasi ve etik savaşı kaybettiğini ifade ederek, “ABD’nin terör listesine aldığı bir grubun eski üyesinin İsrail hükümetinde görev alması, bu durumu apartheid rejimi haline getiriyor.” şeklinde yorumda bulundu.
Filistinlilerin topraklarına el konulması
Safedi, 1967 sınırları içinde Doğu Kudüs’ü başkent olarak tanıyan bir Filistin devleti kurulmasının uluslararası hukuka dayandığını ve BM kararlarının bunu desteklediğini vurgulayarak, Haziran 1947’den bu yana İsrail’in Filistin topraklarını işgal ettiğini ve bu işgalin sona ermesi gerektiğini söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, iktidara gelmesiyle birlikte iki devletli çözümler üzerine engeller koymaya çalıştığını belirten Safedi, “1992’de Batı Şeria’daki yerleşimci sayısı 200 bindi, şimdi bu rakam 700 bine ulaştı.” şeklinde bir değerlendirme yaptı.
Tarafların iki devletli çözüm üzerinde müzakere ettiklerini hatırlatan Safedi, İsrail’in bu çözümü kabul etmediğine ve müzakerelerden kaçındığına dikkat çekti.
İsrail’in Filistinlilere demokratik haklarını vermediğini vurgulayan Safedi, bu “ırkçı” rejimin çatışmayı derinleştirdiğini belirtti.
“İsrail’in savaş suçları görmezden geliniyor”
Safedi, birçok ülkenin Filistin devletini tanıdığına işaret ederek, iki devletli çözümün sahada korunması gerektiğini dile getirdi.
İsrail’in uluslararası hukuka uyum sağlamasının gerekliliğini ifade eden Safedi, bunun gelecekteki çözümlerin sağlanabilmesi için elzem olduğunu belirtti.
Filistin’in BM nezdinde devlet olarak temsil edilmesinin önemine değinen Safedi, “İsrail’e uluslararası baskı ve müeyyideler uygulanması gerekmektedir. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) bu konuda gerekeni henüz yapmamaktadır. İsrail, onlarca yıldır başka hiçbir durumda olmadığı kadar fazla gazeteci, çocuk ve kadın öldürmüştür. Şu anda BM’nin çocukları hedef alan ülkeler kara listesinde İsrail yer almaktadır. Arap ve İslam dünyasının mesajı net; barışa hazırız, İsrail’in güvenliğini de sağlamak istiyoruz; ama bunun için iki devletli bir çözüme ihtiyaç vardır.” dedi.
İsrail’in işlediği savaş suçlarının, bu ülkenin geleceğini de tehdit ettiğini belirten Safedi, çözüm sağlanması için öncelikle zulmün sonlandırılması gerektiğini ifade etti.
Filistin güvenliğe kavuşmadıkça, İsrail’in de güvenli olmayacağını dile getiren Safedi, dünyanın bu çatışmayı bu perspektiften ele alması gerektiğini; aksi takdirde çifte standartların devam etmesi halinde sorunun çözülemeyeceğini vurguladı.
Safedi, Filistinlilerin, Arapların ve Müslümanların kanlarının döküldüğünü ifade ederek, “Onların kanı diğer insanların kanından daha değerli veya ucuz değildir. Maalesef, pratikte, İsrail’in savaş suçlarına karşı gösterdiğimiz çabalar genellikle sonuçsuz kalmakta ve bu durum çifte standartların nasıl çalıştığını gözler önüne seriyor. İsrail’in savaş suçları sürekli olarak görmezden geliniyor.” demekte haklı.
“Uluslararası hukuk; tabiiyet, din, dil ve ırk gözetiyor”
Ürdün, İsrail’in saldırılarının bir an önce sona ermesini talep ettiğini dile getiren Safedi, uluslararası camianın yalnızca masum Filistinlilerin yaşamlarını korumakta değil, aynı zamanda uluslararası mevzuat, insan hakları ve insani değerler açısından da yetersiz kaldığını kaydetti.
Uluslararası topluluğun hukuku uygulama konusundaki yetersizliğine vurgu yapan Safedi, “İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da savaş suçu işlediğini biliyoruz. Eğer bir ülke bu tür sorumsuzlukları sonrası cezalandırılmıyorsa, bu durumda hukuk uygulanmıyor demektir. Ukrayna’da uluslararası hukuk uygulanıyorsa, Gazze’de ve Lübnan’da neden uygulanmıyor? Uluslararası hukuk; tabiiyet, din, dil ve ırk ayrımcılığı yapıyor maalesef.” dedi.
İsrail’in “meşru müdafaa” adı altında Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da birçok insanı öldürdüğüne dikkat çeken Safedi, bunun “meşru müdafaa” olarak tanımlanamayacağını vurguladı.
“Çocuklar yaşam mücadelesi veriyor”
Safedi, “Filistinli çocuklar Nobel ödülü istemiyor. Onlar yalnızca yaşamak ve hayatta kalmak istiyor.” diyerek, İsrail’in acımasızlığının sona ermesi gerektiğini belirtti.
İnsanların sığınmacı kamplarında öldüğünü, çocukların canlı canlı yakıldığını ifade eden Safedi, “Uluslararası basının Gazze’ye girişine izin verilmemekte; bu sayede bu barbarlığın boyutlarını saklamak isteniyor” diyerek, insanların yalnızca bombalar yüzünden değil, açlık ve susuzluktan da öldüğüne dikkat çekti.
İsrail’in Gazze’ye ulaşması gereken yardımları engellediğine işaret eden Safedi, “Gazze’nin günde 800 kamyon yardıma ihtiyacı var. Ancak 30 Eylül’den bu yana bir tane bile kamyon girmedi; çünkü Refah Sınır Kapısı’nı kontrol altında tutuyor ve bu durumu sistematik olarak cezalandırma aracı olarak kullanıyor.” dedi.
Safedi, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da çocuklar öldükçe yürütülen faaliyetlerin anlamını yitireceğini belirterek, İsrail hükümetinin uluslararası yasaları reddettiğini aktardı.
Netanyahu’nun esir takası ve ateşkes anlaşmalarını engellediğini belirten Safedi, bu durumun tüm dünya tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı.
“İsrail’in işlediği savaş suçlarından dolayı hesap vermesi gerekir”
Safedi, Batı Şeria ve Gazze’yi kapsayan, Doğu Kudüs’ü başkent olarak belirleyen bir planın hayata geçirilmesi ve bölgenin yeniden inşa edilmesi gerektiğine dikkati çekti.
Eğer Gazze’deki acılara göz yumulmaya devam edilirse, 2.3 milyon insanın her şeyini kaybedeceğini dile getiren Safedi, “Peki, Gazze’yi kaç kez daha yeniden inşa edeceğiz? Kaç kez? Birkaç kez mi? Sonra tekrar bir savaş, ardından yeniden inşaat aşaması. Hayır, biz bunun kök nedenini bulmalıyız. Çatışmanın esas kaynağı nedir? İşgaldir. Eğer geleceğe yönelik herhangi bir plan uygulanacaksa, öncelikle bu işgalin sona ermesi ve müstakil bir Filistin devletinin kurulması şarttır, ancak böylece güvenlik sorunu çözülmüş olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Safedi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği tarafından oluşturulan Temas Grubu’nun çalışmalarına değinerek, “Uygulama yolunun yalnızca iki devletli çözümden geçeceğini belirttik. Filistinlilerin haklarının korunması elzemdir ve bununla ilgili güvence sağlanmalıdır.” ifadesini kullandı.
İsrail’in “Filistinlilerin insan olmadığını” ima eden söylemlerinin çok tehlikeli olduğunu dikkat çeken Safedi, “Gazze’de aç, evsiz çocuklar var” şeklindeki sözlerin sahibi bir öğrencinin İsrail tarafından okuldan atıldığını ifade ederek, bu gibi söylemlerin sadece Filistinliler için değil, aynı zamanda bütün insanlık için bölgesel bir tehdit oluşturduğunu aktardı.
Safedi, İsrail’in uluslararası hukuk nezdinde sorumlu tutulmaması meselesinin büyük bir problem oluşturduğunu, uluslararası sistemin güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “İsrail’in işlediği savaş suçlarından ötürü yargılanması gerekmektedir.” dedi.