Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in saldırgan eylemlerinin görmezden gelinemeyeceğini vurgulayarak, “Şu an için istihbarat teşkilatımızla birlikte A’dan Z’ye İsrail‘in Türkiye’ye yönelik gerçekleştirdiği veya gerçekleştirebileceği her türlü hareketi kesinlikle gözlemliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Arnavutluk ve Sırbistan’a yaptığı resmi ziyaretlerin ardından dönüş yolunda gazetecilere açıklama yaparak, soruları yanıtladı.
İki günlük ziyaretin oldukça verimli ve başarılı geçtiğini belirten Erdoğan, mevkidaşlarıyla mevcut ilişkileri daha da güçlendirme yollarını araştırdıklarını aktardı.
Erdoğan, işgal altındaki Filistin toprakları ve Gazze‘deki İsrail baskıları ile Balkanlardaki güncel durumlar ve ulusal meseleler üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti ve şu şekilde konuştu:
“Ziyaretimizin ilk durağı olan Arnavutluk’taki kardeşlerimize, aziz milletimizin ve Türkiye’deki akrabalarının selamlarını ilettik. Sayın Başbakan Edi Rama ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin ikinci toplantısı çerçevesinde geniş kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik. Ortak bildiri yanı sıra yükseköğretim, tarım, halkla ilişkiler ve medya konularında imzalar atarak Türkiye-Arnavutluk dostluğunu pekiştirdik. Mücadelemiz sırasında FETÖ dahil terör örgütleriyle ortak kararlılığımızı bir kez daha ifade ettik. Ayrıca Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sayın Bayram Begay ile siyasi ve askeri ilişkilerimizi değerlendirdik. Bu toplantıların ardından Tiran’da Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Diyanet Vakfımız tarafından yapılan Balkanların en büyük camisi olan Namazgah Camii’nin açılışını değerli dostum Arnavutluk Başbakanı Sayın Edi Rama ile birlikte gerçekleştirdik.”
“Sancak bölgesinin önemine dikkat çektik”
Namazgah Camisi’nin, ülkedeki Müslümanlara ibadet etme olanağı sunarken, kültürel bir merkez işlevi göreceğini ifade eden Erdoğan, “Mimarisi, konumu, 8 bin kişilik kapasitesi ve geniş olanaklarıyla bizim için sembol bir eser olan bu caminin inşasında emeği geçen herkese tekrar teşekkür ederim.” açıklamasında bulundu.
Erdoğan, “Bu bağlamda Sayın Başbakan Edi Rama ile savunma sanayisine yönelik konuları detaylıca ele alma fırsatımız oldu.” diyerek, Türkiye ile Arnavutluk arasında savunma sanayisi alanında yeni bir adım atıldığını belirtti.
Ziyaretin ikinci bölümünde, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in davetiyle Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin dördüncüsünü Belgrad’da gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, şu sözlere yer verdi:
“Bu noktada Sırbistan’la işbirliğimizi her alanda daha da güçlendirme taahhüdünde bulunduk. İlişkilerimizi daha ileriye götürecek 11 anlaşma imzaladık. İkili ticaretimizde hedeflediğimiz 5 milyar dolara ulaşmak için gerekli olan adımları tartıştık. Özellikle Türk iş insanlarının Sırbistan’daki müteahhitlik yatırımları bizim için büyük bir başarı kaynağı olmuştur. Sırbistan’ın firmalarımıza sağladığı destek için değerli dostum Cumhurbaşkanı Vucic’e teşekkürlerimi sunuyorum. Halklarımız arasındaki ilişkilerin artıyor olması ayrıca sevindirici. Geçtiğimiz yıl 200 binden fazla vatandaşımız Sırbistan’ı ziyaret etti ve yaklaşık 400 bin Sırp, ülkemizi tercih etti. Kimlikle seyahat imkanı ile karşılıklı turizm sayısını daha da artırmak için çalışmalarımız devam ediyor.”
Erdoğan, Sancak bölgesinin iki ülke ilişkilerindeki özel konumuna vurgu yaparak, “Belgrad-Priştine arasındaki diyaloğa verdiğimiz desteği yinelemekteyiz. Balkanlar’da kalıcı bir istikrar ve huzurun sağlanması hususunda üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Türkiye, Bosna-Hersek, Sırbistan üçlü danışma mekanizmasına verdiğimiz önemi de yeniden teyit ettim.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, Arnavutluk ve Sırbistan ziyaretlerinde yaptıkları görüşmelerin ve aldıkları kararların hayırlara vesile olmasını diledi.
“Baskı altında kalmış bir hükümet yok”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla paralel olarak Türkiye’de de toplumsal fay hatlarına yönelik saldırılar yaşanıyor. Yürütülen kirli kampanyalarla sokak eylemleri teşvik edilmek isteniyor. Bu konuda istihbarat birimlerimizin elde ettiği bulgular var mı? Karşı önlemlerle ilgili bir çalışma var mı?” sorusuna “İsrail’in bu saldırgan tutumu göz ardı edilemez. Şu anda istihbarat teşkilatımızla A’dan Z’ye İsrail’in Türkiye’ye yönelik her türlü hareketini kesinlikle gözlemliyoruz.” şeklinde cevap verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu hususları ekledi:
“İsrail, sadece saldırdığı Filistin ve Lübnan’ın huzurunu hedef almıyor. Oradaki çatışmanın çevre üzerindeki etkilerini de artırma çabasında. Bunları göz ardı etmemiz mümkün değil. Biz bu durumların farkındayız ve durmuyoruz. Toplumumuzu tehdit eden her türlü riske karşı hükümetimizin fark etme ve üstesinden gelme çalışmaları mevcut. Provokasyon peşindeki kişiler, kaos yaratma arzusuyla hareket edenler bugüne kadar bizimle karşılaşmayı göze aldılar. Bundan sonra da alacaklar. Yalanları yok etmenin tek yolu, doğruyu her seferinde, yılmadan anlatmaktır. Ne yazık ki bazı siyasetçiler, politik çıkarlar uğruna bu propaganda faaliyetlerine katılabiliyor. Hangi yola başvururlarsa başvursunlar, karşılarında her an, başta istihbaratımız olmak üzere, hükümetimizi bulacaklardır. Baskı altında kalmış bir hükümet yok. Bunu halkım çok iyi bilmelidir. Vatandaşlarımız sosyal medya ve benzeri birçok platformdaki organize yalanlara karşı son derece dikkatli olmalıdır. Her duyduğuna inanmamalı, resmi açıklamalara odaklanmalıdır.”
İç güvenliğin sağlam tutmanın elzem olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bizim iç cephemize saldırıda bulunan ve her türlü maskeyi takma kabiliyeti bulunan yapılara karşı birleşerek durmamız önemlidir. Milletimiz sapasağlam durduğu sürece bu durumlarla kesinlikle mücadele edeceğiz. Sokakları karıştırmaya niyet edenlere buradan bir kez daha uyarıyorum, böyle bir hata yapmamalılar, bunun bedelini ağır ödeyecekler.” ifadelerini kullandı.
“Ne kadar geniş kitlelere ulaşabilirsek o kadar iyidir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’deki soykırımın yıl dönümü dolayısıyla paylaştığınız bir video ile insanlık adına tarihin doğru tarafında olamayanların taşıyacağı yük ve utanç üzerinde durdunuz. İletişim araçlarını etkin kullanma konusunda da önemli bir mesaj verdiniz. Dünyaca ünlü sanatçı Roger Waters videoyu paylaştı. Bu konuda geri dönüşleriniz nasıl oldu?” sorusuna, “İnsanları katledenleri durdurabilmek, toplumların vicdanlarını harekete geçirebilmek için mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaşmalıyız.” yanıtını verdi.
Videoyu paylaşarak duygularına ortak olan İngiliz müzisyen Roger Waters ve Yunanistan’ın eski ekonomi bakanı Yanis Varufakis gibi isimlere de teşekkür eden Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Gazze’deki soykırım, herkesin gözü önünde yaşandı ve insanlık tarihinde bir utanç olarak yerini aldı. Bu utancın izlerini bugün, İsrail diye adlandırılan siyonist terör örgütü ile dayanışma içinde olanlar, nesiller boyunca taşıyacaktır. Son olarak halkımıza yaptığımız hitapta bazı başlıkların derhal İsrail medyasında yer aldığını görmemiz oldukça can sıkıcıydı. Benimle ilgili İsrail gazeteleri çabuk tepki verdi. Elbette onlardan izin alacak değiliz. Gerekeni yaptık; Allah, etkisini halk etsin. Biz, evlatlarını yitiren annelerin feryatlarını duyuyoruz. Ancak siyonist İsrail’in bu konuda bir derdi yok. Onlar, soykırıma devam etmeyi düşünmektedirler. Biz de, siyonist İsrail’in işlediği suçları dünyanın gözünde sürekli olarak anlatacağız.
Gururla belirtmeliyim ki, ülkemizde terör devleti tarafından gerçekleştirilen eylemlere karşı büyük bir farkındalık oluştu. Bunu kalıcı hale getirmek için gereken her şeyi yapacağız. Batılı ülkelerde de bu anlayışı geliştirmemiz şart. Biz de, İsrail’in soykırımının hesabını sormak için hukuk ve diplomasi alanında gerekli adımları atmaya devam edeceğiz. Durmak yok, bu konuda yola devam, iletişimin her aracını etkin bir şekilde kullanmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, bölgesel ve küresel barışa yönelik en büyük tehditlerden biridir. Bu tehdidi, dünya barışını korumakla yükümlü olanlar ortadan kaldırmalıdır.” dedi.
Erdoğan, Arnavutluk ve Sırbistan’a yaptığı resmi ziyaretlerin ardından dönüş yolunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İsrail’in Lübnan, Beyrut ve Şam üzerindeki saldırılarına atıfta bulunularak “Açıkça, Lübnan’dan sonra Şam’ı işgal edeceklerinden söz ediyorlar. Şam’ın işgali demek, İsrail askerlerinin Türkiye sınırına gelmesi demek, Suriye haritasının tamamen parçalanması anlamına geliyor. Bu duruma karşı ne yapabiliriz?” sorusuna yanıt veren Erdoğan, şöyle konuştu: “İsrail, Şam’ı işgal ettiğinde Suriye’nin kuzeyine ulaşacağına dikkat çekti.
“İsrail’in belli planları olabilir ama en büyük plan sahibi Allah’tır. Rabb’imizin hesabı da bu hesapların üzerine çıkacak ve bu tecelli edecektir. Kur’an’da Rabb’imiz, en büyük hesap sorucu O’dur. Onlar kendi planlarını yaparlar ama Allah’ın hesabını hiçbir zaman tutturamazlar. Netanyahu ve çetesi için gördükleri rüyalar kabusa dönüşecek. Filistin ve Lübnan özgür olacak. Kanlı ellerini uzatmaya çalıştıkları her toprak parçasında, vatanlarını savunan yiğitlerin haklı ve soylu direnişiyle karşılaşacaklar. Zaferin muhakkak sabredenlerin olacağını ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu.
“Suriye’nin barış ve huzur bulması için çalışmaya devam edeceğiz”
Suriye’nin acılar içinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları ekledi:
“Bu acılara yenilerinin eklenmesine insanlık hayır demelidir. Suriye’deki iç savaşın başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduğumuzu her fırsatta dile getirdik. Suriye’nin egemenliğini koruma adına tüm diplomatik kanalları kullandık. Türkiye’nin attığı her adım, bölgede gerilimi azaltma ve çözüm arayışlarına zemin oluşturma gayesi taşımaktadır. Günümüzde de diplomatik iletişimi etkin kullanmak, çatışmaların tırmanmasını engelleyebilir. Barışı ve huzuru tehdit eden bir canavara dönüşen İsrail, insanlığı karşısında bulmalıdır. Biz Suriye’nin birliğini yeniden sağlamak ve barışa kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Suriye’de adil, onurlu, kalıcı ve kapsayıcı bir barış ortamının oluşması için çabalarımızı artıracak ve her yerde olduğu gibi Suriye’de de hemen ve kalıcı bir barışın yanında duracağız.”
“Dayanışma ile bölgeyi kurtarmalıyız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, bölgede ve genel olarak barışa karşı en önemli tehdittir. Bu tehdidi, dünya barışını korumakla yükümlü olanlar, sona erdirmeli ve barışı korumalıdır.” dedi.
Suriye’deki iç savaşın başından bu yana Rusya’nın atımlarını yakından takip ettiklerini ifade eden Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Çünkü Rusya, Suriye ile işbirliği içerisinde hareket ediyor. İran ile ilgili konularda da Rusya, İran ve Suriye ortak hareket ediyor. Diğer tarafta ise Amerika, İngiltere ve Almanya’dan oluşan koalisyon güçleri var. Koalisyon güçleri, PKK/YPG terör örgütünün destekçisi durumunda. Suriye’nin toprak bütünlüğüne en büyük tehdidi oluşturan bu duruma karşı Rusya, İran ve Suriye’nin daha etkili tedbirler alması gerekmektedir. Benzer şartlar Irak’ta da gözlemlenmektedir. Bu nedenle, İsrail’in savaşını tüm bölgeye yayma çabaları ile terör örgütlerinin bölücü ve yıkıcı faaliyetleri göz önüne alındığında, küçük çıkar hesaplarını bir tarafa bırakarak dayanışma içinde bölgeyi kurtarmak zorundayız. Yükümüz ağır ve işimiz fazladır.”
“İyi komşuluk ilişkisi iki taraf için kazanç sağlayacak formülün anahtarıdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, deniz yetki alanlarının belirlenmesi için bir fırsat doğduğunu ve cesur adımlar atılması gerektiğini belirtti. Belki Dışişleri Bakanımız da onların Dışişleri Bakanı ile bu hususta görüşebilir. Özellikle Mısır ile sürdürülen görüşmelere, Yunanistan ile de böyle bir sürecin eklenme olasılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, 2023 seçimlerinden sonra Yunanistan ile Türkiye arasında mevcut kronik sorunların nitelikli bir müzakere ile çözüme kavuşacağına dair bir anlayış oluştuğunu hatırlattı.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile bu sürece siyasi destek verdiklerine ve Dışişleri Bakanlığının bu konudaki kapsamlı çalışmalar başlattığına dikkat çeken Erdoğan, “Sorunların tanımlanması, içeriklerinin net bir şekilde ortaya konması ve belli çözümler geliştirilmesi açısından iki tarafın da iradesinin olması önemlidir. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Yunanistan’a giderek bu meseleler üzerine görüşmeler yapacaktır. Tüm bu konuları Ege ile ilgili bütünsel yaklaşımımız doğrultusunda ele alacağız.” dedi.
Türkiye ile Yunanistan’ın, köklü tarihi bağları bulunan iki komşu ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, “İyi komşuluk ilişkisi, her iki ülkeye de kazanç sağlayacak bir formülün anahtarıdır. Türkiye-Yunanistan ilişkileri, bu esas temelinde daha iyi bir geleceğe doğru ilerleyecektir. Biz, her zaman iki ülkenin gündemindeki meselelere çözüm odaklı yaklaşmayı benimsiyoruz. ‘Her iki ülkenin de çözüm iradesi göstermesi ve sorunları geride bırakması mümkündür.’ de diyoruz. Deniz ve hava sahası yetki alanlarının uluslararası hukuka uygun bir şekilde belirlenmesi için uzun süredir talepte bulunuyoruz. Bölge ülkeleri ancak diyalog ve işbirliği ile güvenlik ve istikrarı sağlayabilir, çatışma ihtimali risklerini azaltabiliriz. Biz hakkaniyetin peşindeyiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok, ama kendi hakkımızı savunmada kararlıyız.” şeklinde konuştu.
“Açık bir el uzatılmıştır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti Eş Genel Başkanlarının elini sıkmasından sonra ‘Cumhur İttifakının uzattığı bu elin muhatapları tarafından anlaşılmasını bekleriz. Ülke meselelerini geniş bir mutabakatla çözme arzusu içerisindeyiz.’ dediniz. Mesajınızın arka planında yeni Anayasa yattığını mı düşünüyorsunuz? ‘DEM Parti’den somut bir adım gelirse müzakere ve diyaloğa açığız’ açıklamalarına, ‘yeşil ışık yanıyor, yeni bir süreç başlayabilir’ yorumlarına ne dersiniz?” sorusuna Erdoğan şu şekilde yanıtladı:
“Ortada net ve kararlı biçimde uzatılan bir el var. Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu tavrı, ülkemizin demokrasi mücadelesi için olumlu ve anlamlı buluyoruz. Bahçeli, Türkiye’nin siyasi yapısında uzlaşma ve diyalog çağrısına burada dikkat çekiyor. Dolayısıyla, Sayın Bahçeli’nin attığı adım, göz ardı edilemez. Bunu yıllardır dile getiriyoruz. Bahçeli’nin attığı bu adım, çok önemli bir adımdır. Sayın Bahçeli’den böyle bir adım beklemeyen kişiler olabilir ama biz kıdemli bir siyasetçi olarak Bahçeli’nin bu tür bir adımı atmasını şaşırtıcı bulmadık. Bunu önemli bir adım olarak değerlendirdik.”
“Sürek yeniden kapsayıcı, adil, sivil ve özgürlükçü bir anayasadan geçiyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dileğimiz, bundan sonraki süreçte bu adımları atacak olanların sayısının artmasıdır. Bu türden adımlar atıldıkça, yeni anayasa konusundaki toplumsal mutabakatın tabanını genişletebiliriz. Siyasetimizin temelinde, ülke meselelerinin geniş bir uzlaşmayla ele alınması ve toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edilmesi bulunmaktadır. Bunu uzun zamandır savunuyoruz.” dedi.
Türkiye’de terör yöntemleriyle bir yere varılamayacağının oldukça belirgin olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Artık herkesin bunu idrak etmesi gerekir. Bölgedeki gelişmelere bakıldığında, ülkemizdeki huzur ve barış ortamını pekiştirmek, herkes için en hayırlısıdır. Terör örgütlerinin etrafını sardığı bir coğrafyada, Irak’taki gerginliklerin, Suriye’deki iç savaşların yaşandığı, İsrail’in inkâr edilemez bir şekilde vahşileştiği bir dönemde içeride barışın sağlanması büyük önem taşıyor. Biz Türkiye’de demokratik siyasetin alanını genişletmek için bugüne kadar her türlü engellemelere, sabotajlara ve haince planlara rağmen köklü adımlar attık. Ülkemizde demokrasiyi pekiştiren her adımda desteğimiz tamdır.
Buna rağmen, “biz irademizi demokrasi dışı unsurlara terketmeye ve her aşamada bunu bu şekilde gerçekleştirmeye yöneliyoruz” demek, yapıcı bir tutum olarak değerlendirilemez. Terörün her türlüsüyle mücadele ederiz ve buna karşı dururuz. Sorunları terör dışı yollarla ele alma konusunda ise her zaman hazırız. Çünkü siyaseti, ülkemizin huzurunu ve birliğini güçlendirmek, halkımıza hak ettiği kaliteli hizmetleri sunmak amacıyla yürütüyoruz. Yeni anayasa çağrımız da bununla ilgilidir. Türkiye’nin ayaklarına darbecilerin vurduğu prangalardan kurtulmanın yolu kapsayıcı, adil, sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapmaktan geçiyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kabinemizde iki arkadaşımız istifaya gitmişti. Şimdi bu yeni dönemde, genel başkan yardımcılarında bazı değişiklikler olabileceğini düşünmemiz mümkün. Kabinede de duruma göre değerlendirmelerimizi yaparız. Orada da bazı değişiklikler meydana gelebilir.” bilgisini paylaştı.
Erdoğan, Arnavutluk ve Sırbistan’a yaptığı resmi ziyaretlerin ardından uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kosova’da tırmandırılmaya çalışılan etnik gerilimler hatırlatılarak, “Sırbistan, bölgedeki yüksek gerilim unsurlarından biri. Bosna-Hersek içindeki Sırp Cumhuriyeti de zaman zaman ayrılma sınırlarını zorlayarak gerginliği artırmaktadır. Balkanlar’da yeni bir Orta Doğu senaryosunun yaşanmaması için Türkiye’nin rolünü nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce bu seyahatimiz bunun en iyi örneğidir. Üstleneceğimiz rol her an gereklidir.” cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları da sözlerine ekledi:
“Hem Arnavutluk hem de Sırbistan’da gerçekleştirdiğimiz basın toplantısında verdiğimiz mesajlar bunun en iyi örneğidir. Dikkat ederseniz, kullandığım ifadeler rastgele değil. ‘Biz, başkalarından onay almak suretiyle cümle kuracak değiliz ve kurduğumuz cümlelerle ilgili de izin alarak adım atmayız. Cümlemizi kurarken tam hedefe odaklanarak kurarız.’ ifadeleriyle bunu ortaya koydum. Nitekim, mevkidaşım Sayın Vucic de aynı çizgide kararlı bir karaktere sahiptir. Bu konularda ısrarcı bir duruş sergiliyor. Örnek alınacak bir liderdir. Belki gözden kaçmış olabilir ama savunma sanayi ile ilgili atacağımız adımlardan biri de bunun bir göstergesidir. Dışişleri Bakanım, savunma sanayiyle ilgili çalışma yürütecek.”
Balkanlar’daki etnik gerilimler, tarihi ve siyasi dinamikler açısından son derece karmaşık bir tablo sunmaktadır. Türkiye, Balkan ülkeleriyle köklü tarihi, kültürel ve siyasi bağlara sahiptir. Bu bağlar, Türkiye’nin bölgede barış ve istikrar sağlamada daha etkin bir role sahip olmasını gerektirmektedir.”
“Şiddetin her türlüsüyle mücadele bizim sorumluluğumuz”
AK Parti grup toplantısında yaşanan son şiddet olaylarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda neler yapılacağına dair soruları yanıtladı. “Bir devletin ilk görevi, vatandaşlarının güvenliğini, adalet ve ekonomik refahı sağlamaktır. Bunun için 22 yıldır gerekli adımları attık ve atmaktayız.” dedi.
Şiddet olaylarıyla mücadelede gereken her türlü önlemi alacaklarını söyleyen Erdoğan, şunları belirtti:
“Son dönemlerde yaşanan bazı cinayetler ve olaylar, toplumumuzun kendini güvende hissetme ve adalete olan inancını sarsmakta. Halkımızın rahat olması gerekiyor, güvenliğini tehdit eden her kim olursa olsun cezasını çekecektir. Detaylı analizlerimiz doğrultusunda şiddet olaylarının önlenmesinde işlevsel ve yapısal zayıflıkları tespit ettiğimizde derhal müdahalede bulunuruz. Bu noktada toplumda cezasızlık algısına müsaade edemeyiz. Cezaların ıslah edici ve caydırıcı olması adına sorunlu alanlarda gerekli yasal düzenlemeleri yapacağız. Hangi kurumda ve sistemde bir zafiyet varsa müdahale edeceğiz. Emniyet, yargı ve medya konularında atılacak ek tedbirler olduğunu görüyoruz. Suç eğilimli bireylerin tutuklu yargılanmasının esas alınacağı bir süreç başlayacak ve yargılamalar onların durumlarına göre yürütülecektir. Ceza infaz sisteminde yapacağımız değişikliklerle, suç işleyenlerin cezaevine girmekte zorlanmayacağını bilmesi sağlanacaktır. Bu bağlamda Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi grubumuz teknik çalışmalara yönelik adımlar atmaktadır. Yapısal sorunlarla ilgili incelemelere de devam ediyoruz. Suçla etkili mücadele sağlamak adına yapılacak yapısal değişiklikler varsa, bunlar gerçekleştirilecektir.”
Suç tiplerine uygun, net ve caydırıcı ceza politikaları uygulanacağını da kaydeden Erdoğan, “Toplumda, ‘suçlular cezasız kalıyor, yaptıkları yanlarına kâr kalıyor’ algısının doğru olmadığını görecekler.” dedi.
Bakanlığın denetim süreci
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son zamanlarda gerçekleştirdiği gıda denetimleri hatırlatılarak, “Bu süreci nasıl yorumluyorsunuz? İkincisi, bir köfteci zinciri var. İlk başta ‘korunuyor’ dendi, sonra ifşa edildi. Şimdi de ‘haksızlık yapılıyor’ deniliyor. O köfteci zinciri üzerindeki tartışmaları takip ediyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 724 bin gıda işletmesinin bulunduğunu ve her yıl bunların, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından mutlaka denetlendiğini söyledi.
Bu yıl denetimlerin sayısının 1 milyona yaklaşmış olduğunu belirten Erdoğan, “Tarım ve Orman Bakanlığımız, bir sorun tespit edildiğinde, bunları elektronik sistemle anlık takip edebilecek hale getirdi. Bahsettiğiniz köfteci ile ilgili yapılan denetimlerde, Ankara’daki iki şubede uygunsuz bulgular tespit edildi. Savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. İtiraz süreçleri yaşandı ve mahkeme, bakanlığın kararını ilk başta iptal etti. Ancak bakanlığın itirazı değerlendirildiğinde, itirazlar kabul edildi. Yargılama süreci tamamlandığında ve kesinleştiğinde, bu denetim raporu yayımlanıyor. Bakanlığımızın idari işlemleri de yargı denetimi altındadır. Herkes kendini savunma hakkına sahiptir. Nihayetinde mahkeme kesin kararı verir, bakanlık ise denetim sonucunu yayımlar. Bu denetim süreçleri devam edecektir. Sonuç olarak, gıda meselesinin ciddiyetini korumalıyız.”
AK Parti içinde bir değişim sürecinin yaşandığı, “Siz de defalarca yenilenmenin olacağını ifade ettiniz. Peki, değişim yalnızca kadrolarda mı gerçekleşecek, yoksa parti programında ya da tüzüğünde değişikler görebilir miyiz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi:
“Bizim partinin programı zaten sürekli değişime açıktır. Bunun yanı sıra, idari mekanizmalar ve partimiz içinde bazı değişiklikler olabilir. Genel başkan yardımcılarında da benzer değişiklikler gözlemlenebilir. Kabinemizde bildiğiniz üzere, yeniden değişim yaşandı. Bununla birlikte bu yeni süreçte, genel başkan yardımcılarında bazı değişiklikler olabileceği gibi, kabinede de duruma göre değerlendirmeler yapabiliriz. Orada değişiklikler kaçınılmaz olabilir.”