1. Haberler
  2. MAGAZİN
  3. Anı Yaşamak mı, Belgelemek mi?

Anı Yaşamak mı, Belgelemek mi?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“`html

Günümüzde Anı Yaşamak ve Belgelerle Yetinmek

Bir gün batımının ortasında, gökyüzünün kızıllığına dalmışsınız, denizin kıpırtısız duruşu huzur veriyor ve hafif bir rüzgâr yüzünüzü okşuyor. O eşsiz anın tadını çıkarmak yerine, cebinizden telefonunuzu çıkarıyorsunuz. Önce bir fotoğraf, sonra bir tane daha çekiyorsunuz. Belki de bir sosyal medya hikayesi ya da paylaşım düşünüyorsunuz. Ancak tüm bu süreç yaşadığınız eşsiz anı geride bırakıyor ve sonuçta geriye sadece dijital bir iz kalıyor. Peki, aslında orada gerçekten var mıydınız?

Günümüzde, bir anının “yaşanmış” sayılması için belgeye, hatta mümkünse sosyal medyada etkileşime ihtiyacımız var gibi görünüyor. Güzel bir yemeğin tadını çıkarmaktan çok, o yemeğin tabağının nasıl göründüğü; bir konsere gitmekten ziyade, en iyi videoyu kimin çektiği; bir yürüyüşte bulunmaktan çok, o yürüyüşün nasıl paylaşılacağı önemli hale geldi. Anı yaşamak yerine, onu belgelemekle meşgulüz. Sanki fotoğraf makinesinin ardında kalınca, hayatın daha anlamlı olacağına inanıyoruz.

Elbette fotoğraf çekmek kötü bir şey değil. Bazen bir anıyı yakalamak, gelecekte o anı hatırlamak için harika bir araç olabilir. Ancak sorun, artık anıları kaydetmek için yaşamaya başladığımız gerçeğinde yatıyor. Pek çok kez en içten kahkahaların, en derin sohbetlerin, en gerçek anların fotoğrafını çekmediğimizi fark etmiyoruz. Çünkü o anlarda aklımıza telefon gelmiyor. Belki de gelmemeli.

Sosyal medyada gördüğümüz o mükemmel anların çoğu, aslında sahnelenmiş ve özenle kurgulanmış karelerden oluşuyor. Gerçek yaşam ise dağınık, filtresiz ve kimi zaman bulanık ama bir o kadar da samimi. Bu karmaşada anı gerçekten hissetmek giderek zorlaşıyor. Bu nedenledir ki, bazen kendimize şu soruyu sormalıyız: Bu anı gerçekten yaşamak mı istiyorum, yoksa sadece başkalarına göstermek için mi buradayım?

Bir manzara karşısında sadece durmak, sessizce izlemek ve o anın içine dalmak önemlidir. Ne yazık ki bu tarz davranışlar artık oldukça nadir. Oysa en güzel anlar, genellikle hiçbir fotoğraf makinesinin yakalayamayacağı kadar kişisel, sessiz ve içsel olanlardır. Fotoğraf çekmeden de var olabiliriz, paylaşmadan da değerli olabiliriz. O anın tanığı sadece biz olsak bile, o an bizim için kıymetli kalabilir.

Her güzel anı belgelemek zorunda kalmak, çoğu zaman o anın büyüsünü kaçırmamıza neden oluyor. Her şeyin bir dijital karşılığı olması şart değil. Belki de zaman zaman telefonlarımızı çantamıza koymalı, bildirimleri susturmalı ve sadece orada olmanın tadını çıkarmalıyız. Kahkahayı doyasıya atmalı, o şarkıya eşlik etmeli ve manzarayı yalnızca gözlerimizle izlemeliyiz. Belki kimse göremeyecek, beğenmeyecek veya yorum yapmayacak ama biz hatırlayacağız ve bu durum fazlasıyla yeterli.

Anı yaşamak, geçmişe döndüğümüzde “orada gerçekten vardım” diyebilmek demektir. Gözle değil, kalple çekilen kareler ise asıl hatırlananlardır.

“`

Anı Yaşamak mı, Belgelemek mi?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Agora Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!